TÜRK MÜZİĞİ TÜRLERİ- tüRk haLk müziĞi

TÜRK HALK MÜZİĞİ 
Tarih
Melih Duygulu

Giriş ve Tarihçe

Türkler bugün İç Asya’da, Orta Doğu’da, Balkanlarda Kafkasya’da ve Avrupa’da yaşam süren bir halktır. Türk halk müziği denilince aslında bu geniş coğrafyada yaşam süren birbirinden farklı olmakla birlikte aynı soydan gelen Türkler bulunmaktadır. Yaşadıkları coğrafyanın ve birlikte oldukları toplulukların kültürleriyle kısa zamanda entegre olan Türklerin böylelikle çeşitlenmiş halk müzikleri bulunmaktadır. Dolayısıyla her topluluğun zaman zaman birbirinden farklı olan bir halk müziği geleneği vardır. Bizim burada sözünü edeceğimiz Türk halk müziği günümüz Türkiye’sinde yaşayan ve yakın çevresini de kapsayan bir müzik kültürü olacak.

Anadolu ve Trakya topraklarında yaklaşık 2000 yıldır yaşayan Türkler, Asya’dan getirdikleri müzik kültürünün yanı sıra bu coğrafyadaki yerli halklarla da ses kültürü alış verişinde bulunmuşlardır. Dolayısıyla Anadolu sahasındaki Türk halk müziği birbirinden bağımsız ses bölgelerini içeren özel bir yapı sergiler.
Klasik müziğin doğduğu ve geliştiği kent ve elit ortama karşın halk müziği kırsal kesimin yerel özelliklerini taşır. Yerel dil ve müzik karakterleri halk müziğinin en önemli karakterini oluşturur. farklı bir sosyal çevrenin ürünü olarak içeriği bakımından halkın yaşadığı tüm doğal ve sosyal olayları konu edinmiştir. Müzikal yapısındaki çeşitlilik, kullandığı çalgılar, müziği üreten ve uygulayan kişilerin sosyal konumuyla tam bir halk yaşamının aynasıdır denilebilir.

Türk halk müziği iki ana kaynaktan beslenir: Türkü yakıcılar (anonim nitelikteki ezgilerle yerel müzik besteleyen-oluşturan kişiler) ve âşıklar. Türkü yakıcılar Anadolu’daki tüm eğlencelerde, özel ritüellerde, bazı dini toplantılarda, ölüm ayinlerinde söylenen ezgileri tekrar tekrar farklı sözlerle söyleyip yeni ezgi ve adına türkü denilen türde eserler yaratırlar.bunların kullandıkları söz kalıpları gibi müzik kalıpları da anonim niteliktedir. Aşıklar ise, çoğunlukla kendi sözleriyle veya başka aşıkların sözleriyle müzik yapan kişilerdir. Aşıklar yerel müzik kültürünün dışında olmamakla birlikte, kendilerine özgü stillerde çalıp söylediklerinden kişisel nitelikleri daha belirgindir (Bkz. Aşıklarda Müzik).

Giriş
Melih Duygulu

Türk halk müziğinin teorisine ilişkin yapılan çalışmalar son derece kısıtlı boyuttadır. Bu çalışmaları 20. yüzyılın batılı anlayışı ile doğuya özgü yaklaşımların karma halde sergilendiği çalışmalar olarak nitelemek mümkündür. Zira Cumhuriyet dönemine kadar halk kavramı ve onun müziği Türk kimliğinin bir parçası olmaktan çok Osmanlı milletler sistemi içinde bir unsur olarak görülmesi sebebiyle Türk Halk Müziğinin gereken önemi anlaşılamamıştır. Türkmen halkın müzik kültürü hakkında -cumhuriyet öncesine kadar- yazılı belgeler neredeyse hiç yoktur. Cumhuriyet sonrasında oluşturulan derleme heyetleri, konservatuar kurulları, özel araştırma birimleri sayesinde bir repertuar birikimi sağlanmış, böylece bu malzeme üzerinden Türk halk müziğinin temel esasları sorgulanmıştır. Ancak bu malzeme üzerinden yapılan, yerel müzik katalogları, genel envanter, özel şehir monografileri vb. müzikolojik çalışmalar çok kısıtlı olduğundan yaklaşımlar da çok genel çerçevede olmaktadır. Müzikal kimlik belirteci olarak Türk halk müziğinin kullanılması ve bu doğrultulu tanımlamalar, cumhuriyetin ilk yıllarına rastlar. Müziğin Türk yanının yalnızca halk müziğinde bulunduğu fikri daha sonraları yapılan çalışmalarla yerini Türk müziğinin bir bütün olduğu fikrine bırakmıştır. Çoğu Halk müziğinden beslenen geniş bir Türk müziği düşüncesi bugün yaygın bir kanaat olarak yaşamaktadır.

Türk müziğinin genelinde olduğu gibi, Türk halk müziği de söz esasına dayanan bir müziktir. Türk halk müziği toplumsal hayatın tüm kesitlerinde yer alan yaşanmış olayları dini ve din dışı bir yaklaşımla ele alan halk edebiyatının müzikle ifadesidir. Sözün kutsal sayıldığı Türk toplumunda, söze yüklenen anlamda da kutsiyet oluşması doğaldır. Eski Türk topluluklarının bugünkü mirasçıları olan Anadolu Türklerinde de Aynen atalarında var olan özellik görülmektedir. “Söz namustur”, “sözünde durmak en büyük erdemdir” gibi söz ağırlıklı bir kültürün müziğinde sözün öne çıkarılması elbette doğaldır.

Türk topluluklarının Göçebe ve yarı göçebe yapısı, toplumun kendisini, yazılı kültürden çok sözlü kültürle ifade etmesinin en önemli nedenlerindendir. Anadolu’ya geldikten sonra bu yapının değişmesi yüzyıllar sürmüş, sonrasında da köy yerleşimi esaslı bir iskan modeli kurulmuştur. Köylü/kırsal kesim toplumlarında görülen ortak üretim modelinin tipik bir yansıması müziklerinde de görülür. Türk halk müziğinin sözlü üretime dayanan edebi yapısına karşı, müzikte “anonim” karakter ağırlıklı olarak kendini hissettirir. Bu anonimlik, katı ve tutucu bir toplumculuk içermekten çok bireysel üretimlere de izin veren esnek yapıdaki bir karakter ile karşımıza çıkar. Türk halkı bireysel müzik üretimine daima cevaz verir. Özellikle müziğin şiirsel boyutunda bu yön daha ağırlıklı olarak arşımıza çıkar. Aşık müziğinde ve edebiyatında rastladığımız bu cephe, oyun havalarında, türkülerde, çalgısal ezgilerde kendisini anonim bir yapıya büründürerek gösterir.

Ezgi Yapısı
Usuller
Formlar ve Türler
Çalgılar
Aşık Müziği
Anadolu'da Aşıklık Geleneği ve Aşıklarda Müzik
Aşıklar
Kaynakça
Müzik Notaları
Besteci ve İcracılar
Derlemeler
için
ŞURAYA tıkLayın....


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !