biŞGen'in müzik tence/re-si

biŞGen'in müzik tence/re-si

"Doğruyu bulmak, zekâ ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlâk sorunudur."

komik sınav soruLarı

17/2/2009
Kategori: REHBERLIK

SÖZEL BÖLÜM

 

BU BÖLÜMDE SOSYAL KAVRAMLARIN BİLİŞSEL ENTEGRASYONU SORGULANMAKTA VE TÜRKÇEMİZİ NASIL KULLANIYORSUNUZ SORUSU GİZLİDEN GİZLİYE YÖNELTİLMEKTEDİR

1) Çok yakınıyorum bu ekonomik şartlardan. Bu ekonomik şartlar çok yakındırıyor beni. Beni yakındıran şartların hepsi ekonomik. Beni yakındıran ekonomik şeylerin hepsi şart. Son olarak belirteyim ki, açık olmak gerekirse şartlar ekonomik olunca pek bir yakındırıcı oluyor gözümde 

Şair dizelerinde genel olarak neden yakınmaktadır?

A) Burnunun büyüklüğünden

B) Ağır meteorolojik şartlardan

C) Sanat sanat içindir hipotezinden

D) Toplumun opera ve baleye olan ilgisizliğinden

E) Dow Jones borsasındaki ani dalgalanmalardan

2) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazar hem sinsi olduğunu hem de hayıflandığını sezdirmektedir?

A) Çok sinsi bir kişiliğim var gel gör ki hayıflanamıyorum dilediğim boyutta

B) Hem sinsiyim, hem güzelim. Neden hayıflanayım ki?

C) Ceyhan

D) Sanat toplum için olmalı, dedi hayıflanarak.

E) Sinsiyim ve hayıflanıyorum. Bakın üstüne basa basa belirtiyorum, ben sinsiyim ve hayıf hayıf hayıflanıyorum. Daha hala anlamadıysanız soruyu tekrar okuyun.

3) (1) Sana toplama bilgisayar alma dedim, niye dinlemedin Ahmet? (2) He is walking desperately in the sunshine. (3) Sanat sanat için midir toplum için midir, çözemedim hala. (4) Beni muson yağmurlarında yıkasınlar. (5)Kültürsüz toplum elmasız ağaca benzer değil mi Cafer? 
Bu parçada numaralı cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?

A) Hepsi

B) Hiçbiri

C) Hepbiri

D) Hiçsi

E) Hoppa

4) Pavlov son deneyinde bir maymunun beynine 750 megavolt gücünde bir akümülatör bağlamış, maymunu - 20 derecede suya atarak günlerce aç susuz bırakmış, periyodik aralıklarla karşısına geçip nanik yapmıstır. Maymun ilk yarım saat tepki vememiş, sonra mütemadiyen gülüp el sallamaya başlamıştır. Diğer tüm koşulların sabit tutulduğu düşünülürse bu deney hangi görüşu desteklemektedir?

A) Hepimiz maymundan geldik, bu tartışma ne diye?

B) Özümüz bir sözümüz bir bu savaşlar ne diye? 

C) Sanat insan için olmalıdır.

D) 20 derecede su olmaz ki (unutma ki soruda diğer koşullar sabit diyor zaten)

E) Yalnız II

5) Hangisi dünyanın günlük hareketinin bir SONUCUDUR?

A) Sinop Türkiye'nin kuzeydeki en son ucudur.

B) Benim esas babam aslında sucudur.

C) Abim kulvarında başarılı bir sporcudur.

D) Dudağıma sürdüğüm annemin rujudur.

E) Karşı komşu sıkı bir Taocudur.

SAYISAL BÖLÜM

1) Bir annenin yaşı çocuğunun yaşının dörtte biridir. Çocuk çok sevecen annesi de bir o kadar sinsidir. Hele babası, hele babası kurnazlıkta rakip tanımamaktadır. Mahallenin tonton bakkalı ise prensip olarak veresiye satış yapmamaktadır. Kız tarafı bu duruma çok bozulmaktadır. Bu bilgiler göz önüne alındığında, 5 yıl sonra çocuk ile tonton bakkalın yaşları toplamı kaç olacaktır?

A) Sanatta biçim değil içerik önemlidir.

B) Toplumun gelişmesi için güzel sanatlara önem verilmelidir.

C) 7000 ( bakkalın kaplumbağa olduğu varsayılmaktadır)

D) ÖSS'de bilgi sorusu çıkmayacaktı hani?

E) Hani de benim elli gram pastırmam?

2) Bir uzay mekiğindeki astronotların yarısı sinsi, beşte ikisi kuşkucu, onda biri de hiperaktiftir. Astronotların geri kalanı her üç özelliği bir potada eritmeyi başarmıştır. Uzay mekiğinde hem uykucu hem de erdemli astronot bulunmamaktadır. Bu veriler göz önüne alındığında neşeli kozmonotların vurdumduymaz astronotlara oranı nedir?

A) Oymapınar Barajı, Manavgat Çayı üzerindedir.

B) Kozmonot ne, astronot ne, edemedim ayırt

C) Sıcaklığın kutuplara doğru azalması enlemin bir sonucudur.

D) Osmanlılar matbaa teknolojisine kendi iç dinamikleri ile geçmişlerdir.

E) Platon, toplumun nasıl olduğunu değil nasıl olması gerektiğini incelemiştir.

3) Aşağıda verilen çok hücreli canlıların hangisi anne karnındaki beslenme ve boşaltım ihtiyaçlarını plasenta aracılığı ile gerçekleştirmektedir?

A) Benimplasentamvaryus

B) Tanrı'yayakarıyorumbenimniyeyokyus

C) Keşkebenimdeolsaydus

D) Benimkiazönceburadaydıacabakimaldıyus

E) Mozart Amadeus acaba hangi şıkkı işaretlerdiyus

4) Sarışın, renk körü, alıngan bir anne ile sinsi, kurnaz ve içine kapanık bir babanın çocukları eşşektir. Evet, yanlış okumadınız, eşşektir. Anne ve baba bu duruma şaşmaktadır ve baba sözlerine şöyle devam eder: Ô Aman Tanrım farkında olmadan bir canavar yarattık.' Anne kendi kendine sorar: ÔBu durumun sebebi nedir acaba?'

Haydi anneye yardımcı olun ve bu durumun sebebini bulun.

A) Eşeye bağlı kalıtım

B) Eşşeğe bağlı kalıtım

C) Kişiye bağlı kalıtım

D) Homolog kromozomlarda ayrılmama

E) Ayrılıp bir daha yüzüne bile bakmama

YABANCI DİL SINAVI

1) Aşağıdaki menülerden hangisi damak tadınıza daha uygundur?

A) Confused ızgara, the imam has passed away, the stomach has been severely torn

B) Chicken translate, döner on top of pilav, the hünkar has found it delicious

C) Woman-budu meatball, dry on top of pilav,

D) The stomach has been severely torn again

E) The hünkar found it so delicious that he politely asked for another one

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

sınav kaZanma kıLavuZu

17/2/2009
Kategori: REHBERLIK


SINAV KAZANMA KILAVUZU 

Sınava hazırlık sürecini planlı ve verimli değerlendiren öğrenciler doğal olarak amaçlarına ulaşacaklardır. Dileğimiz hepinizin beklentilerinin gerçekleşmesidir. Uzun yıllar boyunca yapılan gözlemler başarısızlığın en önemli nedenlerinden birinin planlı ve düzenli çalışma alışkanlığının eksikliği olduğunu göstermektedir. Bir konuyu öğrenmek ve bilgilerinizi kalıcı hale getirmek ancak bol soru çözmek, tekrar yapmak ye planlı çalışmakla mümkün olacaktır.  

Öğrenme Nedir?
Öğrenme, kişinin öğrenme yaşantısı sonucu davranışlarında meydana gelen kalıcı izli davranış değişikliğidir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi öğrenmede "davranış değişikliği" vardır. Çalışma sonucunda davranış değişikliği gözlemlenmiyorsa öğrenme gerçekleşmemiş demektir. Öğrenme olumlu yönde olabileceği gibi olumsuz yönde de olabilir. Önemli olan öğrenilen bilgiler arasında bağlantı kurabilmektir. 
Öğrenmede "tekrar ve yaşantı" önemli bir rol oynamaktadır. Bireyin öğrenmesini sağlayan kişisel ve çevresel etkenler vardır. Kişisel etkenler yaş, zekâ ve genel uyarılmışlık halidir. Zekâ ne kadar yüksekse öğrenme o kadar hızlı olur. Düzenli ve bilinçli yapılan tekrarlar ise öğrenmede kalıcılığı sağlar.

Hedefe Ulaşmada Amaç ve Öncelik Belirleme
Etrafınıza dikkatlice baktığınızda, başarılı kişilerin ne yapmak istediğini bilen, hedefini önceden belirleyen ve başaracağına inanan kişiler olduğunu görürsünüz.
Bir şeyi elde etme sürecinde ne istediğini belirlemek yani amaçları oluşturmak ilk adımdır. Amaçları önceden belirleme, kişide ulaşılması gereken bir nokta düşüncesini belirler. Kişi o amaca ulaşmak için çalışır. Kısaca amaç belirleme, çalışmak için itici bir güçtür; çünkü istenilen, varılması gereken bir nokta vardır. Bu noktaya ulaşmaksa ancak çalışmakla olacaktır. O zaman yapılacak iş vakit kaybetmeden çalışmaya başlamaktır. Şu anda biz de hayatımızın en önemli süreçlerinden birine adım atıyoruz. Hedefimize ulaşmamız bu süreci nasıl değerlendireceğimize bağlıdır.  
İnsan bir şeyi gerçekten istemeye görsün, hiç bir şey aşılmayacak kadar yüksek değildir.

Hedefe Giden Yolda Etkin Zaman Kullanımı
Nasıl Bakarsan Öyle Görürsün!
Fransa'da, ağır işçilerin işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir. Görevli, ilk işçiye yaklaşır ve sorar: "Ne yapıyorsun?"
"Nesin sen, kör mü!" diye öfkeyle bağırır işçi, "Bu parçalanması imkânsız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. Bu çok ağır bir iş, ölümden beter." Görevli hızla oradan uzaklaşır ve çekinerek ikinci işçiye yaklaşır. Aynı soruyu sorar: "Ne yapıyorsun?" İşçi cevap verir: "Kayaları mimari plana uygun şekilde yerleştirilebilmeleri için, kullanılabilir şekle getirmeye çalışıyorum. Bu ağır ve bazen de monoton bir iş, ama karım ve çocuklarım için para gerekli sonuçta bir işim var. Daha kötü de olabilirdi."
Biraz cesaretlenen görevli üçüncü işçiye doğru ilerler. "Ne yapıyorsun?" diye sorar. "Görmüyor musun," der işçi kollarını gökyüzüne kaldırarak, "bir katedral yapıyorum."
Bu hikâyenin enteresan tarafı her üç işçinin de aynı işi yapıyor olmaları. Görmeyi seçtiğiniz yol sizin tutumunuza bağlıdır. Bugün hava biraz bulutlu mu yoksa biraz güneşli mi! Güllerin dikeni mi vardır, dikenli dalların gülleri mi! Bardağın yarısı boş mudur, yarısı dolu mu! Yoksa bardak olması gerekenin iki katı büyüklükte mi! Seçim size ait. 

Hedefe Ulaşmada Başaracağına İnanmak
Hepimiz hayatımızda yapmış olduğumuz işlerin başarıyla tamamlanmasını isteriz. Kim bir işin başarısızlıkla sonuçlanmasını isteyebilir ki? Özellikle de sonuçlanmasını istediğimiz durum SBS gibi bizim için, ailemiz ve çevremiz için bu denli önem taşıyorsa!
SBS sadece başarılı olmak için hazırlandığımız bir sınav değildir. SBS aynı zamanda gelecekteki yaşam standartlarımızı da belirleyen bir ara aşamadır. Aslında bu ara aşamayı iyi sonuçlandırarak tüm hayatımızda başarılı olmayı da belirliyoruz. Tabi ki bunlara ulaşabilmek için de başarıyı "hedef" olarak belirlememiz ve buna gerçekten inanmamız gerekiyor. Bazen içimizden bir ses bize bunu yapamayacağımızı fısıldar. Bunu duyduğumuzda, hissettiğimizde etkilenebiliriz. Önemli olan bu etkiyi her zaman pozitif yöne çevirmek, hedefimize ulaşmakta araç olarak kullanmaktır.
Olumsuz ifade ya da durum ne olursa olsun; başarılı bir insan olarak bunları değerlendirip hedefe ulaşmak için alternatifler üretmeliyiz. Çünkü başarı için gerekli güç içinizde, o fısıldayan sesin hemen yanı başındadır. Bu gücü harekete geçirmek ise tabi ki sizin elinizde. Kendinize hedefinize ulaşmayı ne kadar istediğinizi sorun. "ÇOK" değil mi? Öyleyse şu egzersizi ses tonunuzu her defasında daha da yükselterek tekrarlayın: 
BAŞARACAĞIM!  
BAŞARACAĞIM!  
BAŞARACAĞIM!  

İçinizdeki gücü hissediyorsunuz değil mi? Tabi ki başarıya ulaşmak sadece bu güçle ve inanmakla olmayacaktır. Bunlar bizim başarıya doğru yürümemizi, adımlarımızı atmamızı sağlayan öğelerdir. Başarıya ulaşmak için hedefe doğru yılmadan, vazgeçmeden yürümemiz adım atmamız gerekecektir. Her adımda, her soruda, her nette hedefimize daha da yaklaşırız. Unutmayın, mermeri delen de suyun gücü değil, sürekliliğidir. Bu yüzden hedefe doğru yürürken "süreklilik" esastır. 

Hedefe Ulaşmada Planlı çalışmak
Eğer siz de; "derslerimi yetiştiremiyorum, okul dersleri ile SBS’ ye hazırlık bir arada gitmiyor, zaten yazılılar da üst üste geldi, yetişemiyoruuum!!!" diyorsanız, plansız çalışıyorsunuz demektir.
Peki, böyle bir sorunu nasıl çözümleyebiliriz? Tabi ki plan yaparak!
Plan, yapılacak işlerin belli bir süre ve düzene sokulmasıdır. Yani hangi derse ne zaman ve ne kadar çalışacağınızı belirlemektir.

Hedefe Ulaşmada Planlı Çalışmayı Engelleyen Etmenler 
Bu kadar çalışma yeter.  
Ben yapamam ki!  
Bugün çok yorgunum  
Benim çalışmaya ihtiyacım yok.  
Bu konu çok zor.  
Bu konular hayatta lazım olmaz.  
Bugün zamanım yok.
Yukarıdaki cümlelerden bazıları ya da hepsi sizin de sık sık kullandıklarınız arasındaysa artık plan yapmaya başlamalısınız demektir! İşte size plan yapmanın bazı püf noktaları:
Evinize gittiğinizde kendinize belirli bir zaman dilimi ayırın ve bu süre içerisinde dinlenin. Günlük ders çalışma programı hazırlayın ve hazırlarken şunlara dikkat edin: 
Verimli olarak ders çalışabileceğiniz zaman dilimini ve çalışacağınız dersleri belirleyin. Zorlandığınız derslerden çalışmaya başlayın, konsantrasyonunuz daha yüksek olduğundan algılamanızı kolaylaştıracaktır. Çalışırken ders sıralamasının bir sözel bir sayısal olmasına dikkat edin. Böylece beyninizin sözel ve sayısal alanları eşit şekilde çalıştığından daha yüksek verim alacaksınız. Ders çalışırken her 45 dakikada bir 5 dakikalık kontrol tekrarı yapıp, 10 dakika dinlenin. 10 dakikalık molalar sırasında zihninizi dinlendirecek faaliyetlerde bulunun ancak televizyondan uzak durun. Çünkü televizyonu açmak, için çok küçük bir enerji yeterlidir ancak kapatmak gerçek bir mücadeleyi gerektirir.  

Hedefe Ulaşmada Çalışmaya Başlamak ve Sürdürmek
Dikkatin dağılması sebebiyle çalışma veriminin düşmesi hem ders başında geçen sürenin uzamasına hem de size keyif veren ve dinlenmenizi sağlayan etkinliklere daha az zaman ayırmanıza yol açar. Diğer taraftan dinlendirici etkinliklere zaman ayıramamak da başarının düşmesine neden olur. Bu durumda zihnimizi dağıtacak etkenlerin ne olduğunu bilmeli ve onları ortadan kaldırmaya çalışmalıyız. Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler hayal kurmak ve endişelere kapılmaktır. Ders çalışırken hayal kurduğunuzu fark ettiğinizde bir an durup ne yapmakta olduğunuzu ve hedefinizi düşünün. Ders çalışırken kurduğunuz hayal hedefinize ulaşmada size ne kadar yardımcı olabilir? SBS 'ye hazırlanırken ders çalışmanın yanında kendinize de zaman ayırmalısınız. Önemli olan ders çalışma süresi içinde yalnızca ders çalışmak, eğlence zamanlarında da yalnızca eğlenmektir. Yani yaptığımız etkinliğin planlanan zaman dilimi içinde hakkını vermektir. SBS’ ye hazırlanırken duyulan bazı endişeler de zihnin dağılmasına yol açar. 

Kazanabilecek miyim? 
Başarılı olamazsam ailemin yüzüne nasıl bakacağım? 
Deneme sınavlarındaki kadar yüksek netler yapamayacağım! 
Ben arkadaşlarım kadar hazırlanmadım, onlar kazanacak ben kazanamayacağım! 
Sanırım kazanamayacağım! 
Bu sınava bir kez daha hazırlanamam! 
Zaman çok azaldı, çalışacak çok konu var, hayatta yetişmeyecek!  

SBS sürecinde öğrencilerin kimi zaman kendilerini sorgulamaları normaldir. Önemli olan bunları endişe boyutuna getirmemek, bu tür düşüncelerin zihninizi dağıtmasına engel olmaktır. Motivasyonunuzun düştüğünü hissettiğiniz an geleceğinize ve üniversiteye yönelik hayaller kurun. Şu an çalıştığınız konuların sizi hedefinize yaklaştıran bir basamak olduğunu düşünün. Böylece ders çalışmak sizin için daha anlamlı bir hale gelecektir.

Hedefe Ulaşmayı Engelleyen Çevresel Etkenler
Çalışma Odası ve Masası:
Ders çalışma etkinlikleri mümkünse hep aynı ortamda yapılmalıdır. Bu sayede ortam öğrenmeyi tetikleyici bir iç disiplin sağlayacaktır. Masanızdaki dağınıklık dikkatinizin dağılmasına neden olacaktır. Mümkün olduğu kadar düzenli ve iyi ışık alan bir masada çalışın. Çalışma ortamınız sade olmalı poster afiş gibi dikkati dağıtacak unsurlardan arındırılmalıdır. Odanızı sık sık havalandırın, çünkü havadaki oksijenin azalması gerginliğe yol açar ve bu durum baş ağrısı gibi öğrenmeyi güçleştiren birçok etkenin doğmasına neden olur.
Yatarak ders çalışma:
Dikkat dağınıklığına neden olur. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun ders kitabını alıp şöyle uzanarak çalışmak istemenin tek sonucu vardır: uykuya dalmak veya çalışamayacak kadar gevşemek. Çünkü uyku ve uyanıklığı sağlayan anatomik yapılar beyin sapındadır. Kas geriliminin belirli bir düzeyde olması uyanıklığı sağlar. Eğer kas gerilimi belirli bir düzeyin altına düşerse beyin sapına gönderilen mesajlar ile uykuyu başlatan maddeler salgılanmaya başlar böylece öğrenmeyi sağlayan dikkatin ön şartı olan uyanıklık bozulmuş olur.
Müzikle ders çalışma:
Araştırmalara göre insan beyni aynı anda birden fazla uyarıcıyı alabilir ancak dikkatini bir tek noktada odaklayabilir. Bu sebeple insanın hem müzik dinleyip hem de ders çalışması olanaksızdır! İnsan ya müzik dinler ya ders çalışır. Bizim önerimiz ders çalışırken müzik dinlememeniz müziği planlarınızı gerçekleştirdikten sonra ödül olarak kullanmanızdır.
Telefon:
Çalışırken aklınıza gelen bir şeyi söylemek veya dersle ilgili bir soruyu yöneltmek için telefon başına gitmek çok sık rastlanılan bir durumdur. Bizim tavsiyemiz ders çalışma seansını tamamlamadan kimseyi aramamanızdır.

Hedefe Ulaşmada Dikkat Toplama Yolları
Verimli ders çalışma için gerekli temel niteliklerden biri de konsantrasyonu sağlamaktır. Ders çalışırken dikkatimizi çalıştığımız konu üzerine yoğunlaştırmalı, bütün enerjimizi çalıştığımız konuya vererek ders çalışmayı öğrenmeliyiz. Konsantrasyon, dikkatin aynı noktaya toplanması, tüm öğrenme mekanizmalarının aynı noktaya yönlendirilmesi, bütün alıcıların öğrenmeye hazır hale getirilerek algının en yüksek performansına ulaşması olduğu için, bu şekilde yapılan bir çalışma çok verimli olacaktır.

Ders çalışırken şu ve benzeri nedenler dikkatinizi dağıtabilir:
1. Duygusal sorunlar 
2. Fizyolojik rahatsızlıklar 
3. Önemsiz ayrıntılara takılma 
4. Öğrenilecek bilgilerin zor ve karmaşık olması 
5. Çalışma ortamınızın uygun olmaması 
6. Önemsiz bazı sorunların zihninizi oyalaması
 
Plansız ve düzensiz çalışma 
Önemli olan dikkatimizin dağıldığının farkına varıp zihnimizi tekrar çalıştığımız konu üzerine yoğunlaştırabilmektir. Bunun için de aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz. Çalışmaya başlamadan önce, kendinize çalışma sonunda gerçekleştireceğiniz bir hedef belirleyin. Çalışılan konuya ilgi ne kadar yüksekse öğrenme o kadar kalıcı olur, bu nedenle yapacağınız çalışmayı sevin. Çalışmalarınızda daha önce hazırlamış olduğunuz plana mutlaka uyun. 
Bir konuyu çalışırken okuyun, yazın, anlatın kısacası birden fazla öğrenme etkinliği kullanın. Çalışmaya başlamadan önce iyice dinlenin ve mümkünse planlanan saatler içinde çalışma masanızdan kalkmayın. Başarısızlık korkusunu yenmenin yolu kendine güvenmektir. Kendinize güvenin ve yeterince çalıştığınız takdirde bu sınavı başaracağınızı unutmayın. 

Hedefe Ulaşmada Tekrarın Önemi Nasıl Tekrar Yapmalıyız?
Belli bir süre sonunda öğrenilen bilgiler unutulur bu gayet doğaldır. Ancak ÖSS gibi hazırlık aşaması uzun bir süreçte gerçekleşen sınavlarda yapılan periyodik ve bilinçli tekrarlar unutmayı minimal düzeye indirir. Araştırmalar göstermiştir ki: 

45 dakikalık çalışma sonunda yapılan 5 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin 1 gün,  
1 günlük çalışma sonrasında yapılan 10 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin 1 hafta,
1 haftalık çalışma sonunda yapılan 20 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin 1 ay,
1 aylık çalışma sonunda yapılan 30 dakikalık tekrarlar öğrenilen bilgilerin uzun süreli  
HAFIZADA KALMASINI SAĞLAR!  
Yukarıdaki bilgilerden de anlayacağımız gibi sistemli tekrarlar öğrenme, kavrama ve hatırlama konularında birikim sağlar.

Öğrenilen bilginin hatırlanmasını kolaylaştırmak için:
Düzenli tekrar yapın. 
Gerekli-gereksiz her şeyi öğrenmek yerine işinize yarayacak bilgileri öğrenin. 
Öğrenmeniz bir amaca yönelik olsun. 
Öğrenmeye karşı istek duyun. 
Somut kavramların soyut kavramlara göre daha kolay öğrenildiğini unutmayın. Öğrendiğiniz bir formülü, ilkeyi soruların çözümünde kullanarak somutlaştırın. Öğrendiğiniz konular arasında bağlantı kurun, birbiriyle ilişkilendirilen konular belleğe daha kolay aktarılır ve hatırlanır. 
Öğrenirken alacağınız küçük notlar hatırlamanızı kolaylaştırır. 
Bilgiyi ezberlemeyin, yorumlamaya çalışın. 

 

İSOAT

Etkin okuma olarak tanımlayabileceğimiz İSOAT yöntemi 5 adımda gerçekleşir. Bir bilginin öğrenilmesi kadar uzun süreli hafızada saklanabilmesi de önemlidir. Hafızada tutabilmek de düzenli tekrarlar ve öğrenilen bilgiyi anlamlı hale getirmekle mümkün olacaktır. 
İSOAT öğrencinin aktif olarak öğrenmesini sağlaması, beyninde soru işaretleri yaratıp cevaplarını bulmaya yönlendirmesi, öğrenilen bilgiyi kullanmasını ve düzenli tekrar yapmasını sağladığı için öğrenme etkinliklerinde kullanılması gereken çok önemli bir yöntemdir. Şimdi bu yöntemin adımlarını tek tek inceleyelim.
Bu adımda yapılması gereken 5 dakikalık bir süre içerisinde konunun ana hatlarını okumak, göz gezdirmektir. Burada önemli olan konunun tamamını değil, başlıklarını, altı çizilen ya da koyu yazılan cümleleri, ana hatları ile okumak resim ya da şemaları gözden geçirmektir. 
İzle” 
Bu adımda izle basamağında yaptığınız hızlı okuma verilerine dayanarak konuyla ilgili soru oluşturmak temel amaçtır. Anlatılan ya da okunan bir konuyu anlayabilmek için aklınızda sorular oluşturmanız gerekir. Eğer okuduğunuz metne ilişkin aklınıza soru işaretleri oluşmadıysa yeterince anlayamamışsınız demektir. Bu durumda l. adım olan "izle" basamağına geri dönmelisiniz. Konu başlıkları, benzerlik ve farklılıklar ve konuda geçen tanımlar muhtemel sınav sorularıdır, bu soruları bir kâğıda not almanız yerinde olacaktır. Bu adım yaklaşık 5 dakika sürmelidir.
"Sor
Bu adımda bir önceki "sor" basamağında çıkarmış olduğunuz soruların cevaplarını bulmalı ve bir kâğıda not almalısınız. Okumuş olduğunuz konudaki ana fikirlerin, işaret kelimelerin dikkatinizi daha çok çekebilmesi için altını çizin ya da yanlarına bir işaret koyun (küçük bir yıldız, ünlem vb.). Sonuç olarak, her zaman, özetle vb. kelimelerin ardından önemli bir açıklama geleceğini unutmayın. Bu adım çalıştığınız konunun içeriğine göre yaklaşık 20 dakika sürmelidir.
"Oku"
Bu adımda önünüzdeki metne bakmadan "sor" basamağında çıkardığınız sorular ve "oku" basamağında aldığınız notlara dayanarak konuyu sanki karşınızda sizi dinleyen birileri varmış gibi yüksek 
"Anlat
Sesle anlatın. Öğrenilen bilgilerin yarısından çoğunun ilk bir saatte unutulduğunu göz önüne alırsak "anlat" basamağındaki tekrar, öğrenmenin kalıcı olması için büyük önem taşımaktadır. 
Tekrar
Bu adımda önünüzdeki kitabı ve aldığınız notları kaldırıp konuyu kendi kendinize anlatmaya çalışın. Unutmayın ki yeterince öğrenmediğiniz bilgileri anlatmanız mümkün değildir. Bu nedenle yapılan tekrarlar varsa, eksiklerinizi görmek ve tamamlamak açısından oldukça önemlidir. 
 
Hedefe Ulaşmak İçin Olumsuz Düşüncelerden Uzaklaşın
SBS 'yi kendiniz için bir "olmazsa olmaz" haline getirmek sınav hakkında olumsuz düşüncelere kapılmanıza neden olacaktır. Bu tür düşünceler kendinize olan saygınızı kaybetmenize ve kendinizi değersiz görmenize yol açabilir. Bunun yerine sınavı kazanmanın tek seçeneğiniz ve son şansınız olmadığını kedinize kabul ettirin, doğru olan da budur. Geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, başarılarınızı düşünün. Bu size itici bir güç sağlayacaktır. Kendinize güvenin ama bunun için nedenleriniz olması gerektiğini unutmayın!

Başarısızlıklarımıza hayıflanmak yerine nedenlerini bulmaya çalışın. Aynı nedenlerin yeni başarısızlıklara yol açmasına izin vermeyin. Sınav başarınızla kişilik değerinizi eş görmeyin. Unutmayın ki sınavlarda uygulanan kişilik testleri değil, bilgi ve başarı testleridir. SBS ciddi bir hazırlık gerektiren, zaman zaman stresi de beraberinde getirebilecek bir süreçtir. Bazen enerjinizin tükendiğini hissedebilirsiniz. Böyle durumlarda paniğe kapılmayın, çünkü panik sadece öğrenmenizi engeller. Kendinize bu tür endişelerin sadece zaman kaybı olduğunu tekrarlayın ve ders çalışmaya devam edin.

aLıntıdıR ve kim hazırLamışsa eLLerine sağLık diyorum.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bir hayat deneyimi : affetmek

3/2/2009
Kategori: REHBERLIK

Bir lise öğretmeni günün birinde derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: "Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?"

Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin." Öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!"

Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama, ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

"Şimdi, bugüne dek affetmeyi istemediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."

Bazı öğrenciler torbalarına üçer–beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur.

Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

"Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde.. hep yanınızda olacaklar."

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:

– "Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."

– "Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf gözlerle bakıyorlar bana artık."

– "Hem sıkıldık, hem yorulduk..."

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir..

not: "cehenneme giden yolun köşe taşLarı hoşgörüyLe döşenmiştir!" diye de bir söz var... hadi bakaLım karar verin...
en iyisi 3N KuRaLı'nı akLımıza getirmek...
neydi kuRaL : Neyi, NeRede, Ne zaman....

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

çocukLar için : kitap okuma aLışkanLığı , ödev yapma aLışkanLığı

6/1/2009
Kategori: REHBERLIK

Eğitim-öğretim süreçlerinde karşıLaştığım bazı sorunLar karşısında çaresiz kaLıp zaman zaman baktığım/destek aLdığım  bir siteyi tavsiye etmek istiyorum sizLere; Çocuk ve Genç

FaydaLı oLması diLekLerimLe...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÇOCUKLARDA KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI


Ödev Yapma Alışkanlığının Kazandırılması


Sınav kaygısı nedir? ( Sınav kaygısı kendini nasıl gösterir? ,Sınav kaygısını azaltmada ebeveynlere düşen görevler nelerdir?, Sınav kaygısını azaltmak için öğrenci neler yapmalıdır? )

Çocuk ve Ödev

Çocuk ve Disiplin

Çocuğa Hayır Demenin Yolları

 

Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Çocuk Aile İnternet Kullanımı Sözleşmesi

20/12/2008
Kategori: REHBERLIK

Bilgisayar ve Interneti kullanmak istiyorum ve Interneti kullanırken uymam gereken bazı kurallar olduğunu biliyorum.

1 - Ailemin benim güvenliğimi ve sağlığımı düşündüklerini biliyorum. Bu yüzden, bilgisayar ve Internet konusundaki kurallara uymam konusunda ailemle işbirliği içinde olacağım. Internetle ilgili yapmamı istemedikleri bir şey olduğunda onların sözünü dinleyeceğim.

2- Adımı, adresimi, telefon numaramı, okulumu, ailemin adını, adresini, telefon numarasını ya da başkalarının beni bulmasını kolaylaştıran herhangi bir bilgiyi (tuttuğum takım, gittiğim yerler vb.), internette tanıştığım kimseye vermeyeceğim.

3- Aileme sormadan Internet aracılığıyla hiçbir şey satın almayacağım ve hiçbir kredi kartı numarası vermeyeceğim.

4- Ailemle konuşmadan Internet aracılığıyla sorulan sorulara cevap vermeyeceğim. Hiçbir form doldurmayacağım ya da hiçbir yarışmaya katılmayacağım. Ayrıca girdiğim sitenin bir güvenlik ilkesi olup olmadığını kontrol edeceğim. Verdiğim bilgilerin başkaları ile paylaşılmayacağı konusunda güvence verip vermediğine bakacağım. Aksi halde hiçbir şekilde kişisel bilgi vermeyeceğim.

5- Bazı insanların kötü niyetli olabileceklerini ve çocuk olmadıkları halde çocuk gibi davranabileceklerini biliyorum. Bu nedenle Internette tanıştığım kişileri aileme söyleyeceğim. Ayrıca yeni tanıştığım kişilerden aldığım mesajları aileme gösterecek ve onların onayı olmadan bu mesajlara cevap vermeyeceğim.

6- Internette hiçbir tartışmaya ya da kavgaya katılmayacağım. Eğer biri benimle tartışmaya ya da kavgaya yeltenirse, onlara cevap vermeyeceğim ve ailemi konudan haberdar edeceğim.

7- Eğer hoşlanmadığım bir şeye rastlarsam ya da ailemin benim görmemden hoşlanmayacağını düşündüğüm bir şeye rastlarsam, geri tuşuna basacağım ya da oturumdan çıkacağım.

8- Eğer bazı kişilerin çocuklara söylememesi gereken bir şey söylediğine rastlarsam aileme söyleyeceğim.

9- Internetle ilgili konular hakkında hiçbir şeyi ailemden saklamayacağım.

10 - Eğer birisi bana resim gönderirse, görmemem gereken bir siteyi ziyaret etmemi ya da uygun olmayan bir dille konuşmamı önerirse ailemi durumdan haberdar edeceğim. Aynı şekilde yapmamam gereken bir şeyi yapmamı isterse, bunu aileme söyleyeceğim. 

11- Ailemin onayı olmadan Internette tanıştığım kimseyi telefonla aramayacağım.

12 - Ailem yanımda olmadan ve onaylamadan Internette tanıştığım kimseyle buluşmayacağım.

13 - Internette tanıştığım kimseye, ailemin izni olmadan hiçbir şey göndermeyeceğim.

14 - Eğer Internette tanıştığım birisi bana posta ile ya da bir kişi aracılığıyla, herhangi bir şey gönderirse aileme söyleyeceğim.

15 - Internette iyi bir dil kullanacağım ve nazik olacağım.

16 - Sadece şaka yapıyor olsam bile kimseyi korkutmayacağım ya da tehdit etmeyeceğim.

17 - Bilgisayarıma herhangi bir disk ya da Internetten bir bilgi yüklemeden önce virus kontrolü yapacağım.

18 - Ailem bana daha önce çok büyük bir tepki göstermeyeceğine söz verdiği için, Internet yüzünden başıma ne gelirse gelsin, onlara söyleyeceğim.

not: bu yazı "Çocukpsikolojisi.net"ten aLınmıştır!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hayattan Öğrenilecek 20 Önemli Ders

15/8/2008
Kategori: REHBERLIK

1. Fırsatları siz yaratmalı ve kovalamalısınız:
Fırsatlar çok nadiren kendisini aramayan birilerinin kapısını çalar. Fırsatları siz yaratmalı ve kendiniz aramalısınız. İnisiyatifi ele alıp işleri sizin yürütmeniz ve kapıları sizin açtırmanız gerekecektir.

2. Olumsuz düşünce size sadece daha fazla olumsuzluk getirir:
Olumsuz düşüncelere odaklandığınızda bütün görüp göreceğiniz nimet olumsuzluğun kendisi olacaktır. Hayatta olumlu şeyleri aramazsanız, olumlu şeyler başınıza gelse bile siz onun sadece olumsuz yanlarını görebiliyor olabilirsiniz.

3. Bulunduğunuz konum, sizin neler yapabileceğinizi belirlemez:
Evsiz biri de olsanız, konaklarda da yaşasanız, zengin veya fakir de olsanız veya hatta üniversiteden tam notla mezun da olsanız veya sınıfta kalmış olsanız bile; bunların gelecekte bir etkisi yoktur. Bu görüş açısını destekleyecek çok fazla sayıda başarı öyküsü vardır. Eğer azminiz ve yeteniğiniz varsa ulaşamayacağınız nokta yoktur. Kendi sınırlarınızı ve ufkunuzu siz kendiniz tayin edersiniz.

4. Başkalarına yardımcı olamıyorsanız, kendinize de faydanız yoktur:
Sadece başkaları için kapıyı tutmak veya buna benzer basit bir jest bile olsa sizin hayatınızda mucizeler yaratır. Hem kendinizi harika hissedecek hem de yaptığınız iyilik hayat yolunda bir şekilde size geri dönecektir, siz farketseniz de farketmeseniz de... Başkalarına yardım etmiyorsanız, onlar da size yardım etmeyeceklerdir ve aslında yardım etmeleri de gerekmiyor demektir.

5. Kişisel tutkunuzu takip edin, para da sizi takip edecektir:
Tutkunuz varsa ve işinizi yaparken keyif alıyorsanız ben buna "iş" demem. O işte yeni bir şeyler yaratmak için odaklanın ve daha fazla tutkuyla davranırsanız eninde sonunda para size gelecektir. Eğer sadece paraya odaklanırsanız, para size gelmeyecektir çünkü siz sadece miktara odaklanmışsınız demektir, kaliteye değil.

6. Kendinizden keyif alın:
Mümkün olduğunca hoşça vakit geçirin, herşeyi ciddiye almayın. Endişelerinizi kenara itin ve keyifli şeyleri yakınınıza çekin.

7. Eğer kolay olsaydı herkes yapardı:
İşte bu yüzden "çabucak zengin olma" reçetelerinin hiçbiri işe yaramaz. Eğer bu kadar kolayu ve çabuk yoldan zengin olmam mümkün olsa o zaman herkes milyoner olurdu. Para kazanmak ve size verilen görevi başarmak sıkı çalışmayı gerektirir ama harcadığınız çabaların karşılığını en sonunda alırsınız.

8. Planlı olmak iyidir ama spontan olmak da iyidir:
İş hayatında ve özel hayatta geleceği planlamak önemlidir ama bu planı çabucak değiştirebilecek durumda olmak da önemlidir. Bazen çeşitli insanlar ve olaylar planlarınızla sizin aranıza girecektir, işte o yüzden yeri gelince planlarınızı değiştirmeniz veya iptal etmeniz gerekecektir. Arada bir spontan olun, o zaman hayat çok daha ilginçleşecektir.

9. Pek çok yeteneğiniz var:
Yetenekli bir atlet veya müzisyen olabilirsiniz ama belki de sizin bilmediğiniz on tane daha yeteneiğiniz olabilir. İnsanlar iyi yapabildikleri bir şey bulunca genellikle ona odaklanırlar ve daha başka hangi alanlarda yetenekleri olabileceğini düşünmezler.

10. Ödül almaksızın sıkı çalışmayın:
Eğer hayat yolunda kendinize iyi davranmıyorsanız, rüyalarınız gerçekleştirmek için sıkı çalışmanın anlamı nedir? Büyük veya küçük başardığınız her zorluğun uygun bir ödlü olmalıdır, bir günlük tatil veya bir dilim kek gibi...

11. Para mutluluk getirmez:
Dediğim gibi, peşinde koştuğunuz asıl amaç para olmamalı ama para kazandığınız zaman bir şeyleri başarmış olduğunuzu bilirsiniz. Bunu bilmek de güzel bir histir ve size mutluluk verir çünkü kendi istediklerinizi yapacak daha fazla zaman ve özgürlük kazandığınızı da bilirsiniz.

12. Başka birinin başına her zaman daha kötüsü gelmiştir:
Bazen kötü bir gün geçirmişsinizdir ama kötümserliğe kapılmadan önce durun ve düşünün, her gün sizden daha kötü bir gün geçirmiş milyonlarca insan var şu dünyada.

13. Başkalarına ihtiyacınız var:
Elinizden geldiğince dost kazanın, arkadaş edinin. Ve asla köprüleri yakmayın. Başarı için başka insanlara ihtiyacınız olacaktır.

14. Açık fikirli olmak, daha fazla bilgi edinmenin anahtarıdır:
Dünya hakkında daha fazla şey öğrenmek için açık fikirli olmanız gerekir. Herşeye bir şans verin.

15. Başarısızlık çok iyidir:
Başarıya giden en önemli adım değilse bile en önemli adımlardan biri başarısızlıktır. En azından bir kere başarısızlığa uğramanız şarttır ama bir kaç defa başarısızlığa uğrarsanız daha iyidir. Başka türlü öğrenmeniz mümkün olmayan bir sürü şeyi başarısızlıklarınızdan öğrenirsiniz. Ve bir gün nihayet başarıya ulaştığınızda bunun değerini daha iyi anlayacaksınız.

16. Pek çok insan gerçekten iyidir:
Bu gerçeği çok yakınlarda farkettim. Pek çok insan iyidir ama bunu yabancılara pek göstermezler. Siz onları tanıdıkça ve onlar da sizi tanıdıkça muhtemelen ne kadar iyi insanlar olduklarını göreceksiniz.

17. Sözler ve düşünceler herşeyi kontrol eder:
Söylediğiniz veya düşündüğünüz şeyler eninde sonunda gerçekleşir. Başarısız olacağınızı söylerseniz başarısız olursunuz çünkü bunun gerçekleşmesi için nasıl olsa bir yol bulacaksınız demektir. Başarılı olacağınızı söylerseniz de aynı şey olur, bunu gerçekleştirmek için nasıl olsa bir yol bulursunuz.

18. Bakış açınızı gerçekliğin ta kendisidir:
Bir olayı veya durumu nasıl görüyorsanız, o da öyle var olur. Bir şeyi trajik veya olumsuz olarak görüyorsanız, onun sizin için anlamı odur. Eğer bir şeyi heyecan verici ve olumlu olarak görüyorsanız, o zaman onun sizin için anlamı da öyle olacaktır.

19. İlham ve motivasyon her yerdedir:
Nerede olduğunuzun hiç önemi yok, orada mutlaka size ilham vercek veya sizi motive edecek bir şeyler vardır. Çok uzaktaki bir ülkede savaşa girmiş ve kendidinizi korkunç şartlar bulmuş olabilirsiniz ama gene de orada sizi hayatta tutacak ve daha iyi bir şeyler için çabalamanızı sağlayacak bir şeyler olacaktır. Size düşense o sebebi görüp tanımak ve asla kaybetmemektir.

20. Dünyayı değiştirebilirsiniz:
Her bir insanın doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı değiştirebilme gücü vardır. Kendi hayatınızı değiştirdiğinizde doğrudan veya dolaylı olarak dünyayı da değiştirmiş olursunuz. Kendi hayatınızı veya etrafınızdaki insanların hayatını değiştirdiğinizde dünyayı değiştirmişsiniz demektir. Yaptığınız küçük şeylerin dünyada büyük etkileri olabilir.

 

Andrew Galasetti imzasıyla internette yayınlanan bu yazı “Keşke bunları önceden bilseydim” diyeceğiniz konularda önerilerde bulunuyor.

Söylediğiniz veya düşündüğünüz şeyler eninde sonunda gerçekleşir. Başarısız olacağınızı söylerseniz başarısız olursunuz. 
Kimbilir kaç defa duymuşsunuzdur, insan en sağlam dersleri yaşarken alır. Hayat tecrübesi en sağlam öğretmendir.

Geçen yıl bir arkadaşım yazdığı makalesinde "Keşke bunları daha önceden bilseydim" başlığı altında uzunca bir liste yayınladı. Ben de düşündüm ki gerçekten de hayatta en çok işe yarayacak bilgileri kitaplardan veya internetteki bloglardan değil bizzat hayatın kendisinden alırsınız.

Elbette bir takım internet sitelerinden veya gazete köşelerinden bir takım bilgi kırıntıları da toplamak mümkün. Ama o kırıntıları kullanıp da yararlı işler yapmak tamamen bize kalıyor. Eğer önemli bir bilgiyi elde etmek için önce başarısızlığa uğramak lazımsa, ne yapalım öyle olsun.

Kendi tecrübelerimle öğrendiğim ve samimiyetle inandığım 20 şeyi aşağıda yazdım. Sizin listenizdeki 20 madde belki tamamen farklıdır veya belki sizin listenizde sadece 5 madde vardır, önemli değil. Asıl önemli olan şudur ki sizin bilgileriniz de sizin kendi hayatınızdan, kendi hatalarınızdan ve kendi başarısızlıklarınızdan geliyor. O bilgileri ihmal edecek olursanız, hayatın dikenli yollarında çekecek daha çok çileniz var demektir.

-----------------

benim öğRenemedikLerim :-(

Yorum (13) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Zeka gerçekten nedir ?...

31/7/2008
Kategori: REHBERLIK

Ben ordudayken, bir çeşit yetenek testine tabi tutulmuştum, normal sonuç olan 100 üzerinden 160 aldığım zaman bölükteki hiçkimse bu skoru daha önce görmediğinden bir iki saat boyunca epey yaygara koptuğunu hatırlıyorum. (bunun mevcut mutfak sorumlusu görevime bir katkısı olmadığını da belirtmem lazım) Bütün hayatım boyunca bu yüksek skor durum böyleydi aslında, durum böyle olunca da durumdan memnuniyetle zeki olduğum hissine kapıldım ve diğer insanların da böyle düşünmelerini bekledim. 

Gerçekte ise, bu durum aslında sadece belli bir akademik tip sorulara cevap vermede başarılı olduğumu gösterir demek değil mi (hem de aslında benimle aynı entellektüel sınırlara sahip olan insanların hazırladığı sorulara)? 

Örnek olarak, bir oto tamircim vardı, muhtemelen bu testlerin hiçbirinde 80'den yukarı bir sonuç alamazdı, ve ben de herhalükarda ondan zeki olduğumu kabul ederdim. Buna rağmen ne zaman arabamda bir arıza olsa ona yetiştirir, endişeli birşekilde motorun orasına burasına bakmasını, sanki yüce bir güçten gelen yargılarını bildirmesini dinler ve sonuçta arabamı tamir edebildiğini görürdüm. 

Bu durumda, benim girdiğim testleri bu adamın tasarladığını düşünün. Ya da bir marangozun ya da çiftçinin, ya da akademisyen dışında herhangi birinin. Bu testlerin herbirinde bir moron olduğumu kanıtlayacağımdan, ayrıca da gerçekten öyle olduğumu anlayacağımdan şüpheniz olmasın. Akademik tecrübelerimi ve başarılarımı kullanamayacağım her alanda, ya da ağır iş, el işi gerektiren herhangi bir konuda oldukça kötü sonuçlar alırdım herhalde. 

Bu durumda benim zekam, mutlak değil, sadece içinde yaşadığım topluluğun ve bu topluluğun içinde de kendini bir yargıç olarak kabul ettirmiş oldukça küçük bir alt grubun bir fonksiyonundan ibaret. 

Şu beni ne zaman görse fıkralar anlatmaya bayılan oto tamircisini tekrar ele alalım, bir gün kaportanın içinde kafasını bana uzatarak, " Doktor, birkaç tane çiviye ihtiyacı olan sağır dilsiz bir adam nalbura girer ve, önce satıcının önüne gelir, iki parmağını dik bir şekilde masanın üzerine koyar ve üzerine çekiçle vuruyormuş gibi hareketler yapar. Nalbur gider önce bir çekiç getirir. Bizimki başını sallar ve dik duran iki parmağını gösterir, bu sefer nalbur ona gerekli çivileri getirir, çivileri alan adam da mutlu bir şekilde gider." "Peki Doktor sence daha sonra gelen kör bir adam nalburdan bir makası nasıl istemiştir?" 

Beklemeden sağ elimi kaldırdım ve parmaklarımla makasla kesme işareti yaptım tabi ki. 

Bunu gören ototamircisi yerlere yattı gülmekten tabii ki ve "Seni salak, adam kör sadece neden doğru düzgün makasa ihtiyacı olduğunu söylemiyor ki" dediğinde çok şaşırmıştım, haklıydı. Bunun üzerine adam, "Şaşırma o kadar doktor dedi, ben bütün gün gelen müşterilerime bunu yaptım ve kimin bilip kimin yanılacağını da tahmin ettim. Kimleri yakalayacağımdan tam emin olamıyordum ama seni kesinlikle yakalayacağımdan emindim." 

"Bunu nasıl bildin?" dediğimde ise, 

"Çünkü o kadar fazla eğitimlisin ki doktor, akıllı olamazdın...

Her ne kadar bunu söylemek hoş olmasa da haklı olabilir. 

Autobiography by Dr. Isaac Asimov (1920-1992)

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı